Uluğ Bey kimdir? Gökyüzünü ölçen hükümdar ve Semerkant Rasathanesi
Bir hükümdar düşünün: Savaş yerine yıldızlarla uğraşıyor, sarayına dev bir gözlem aracı inşa ettiriyor. Uluğ Bey'in Semerkant'ta kurduğu rasathaneyi, yıldız kataloğunu ve trajik sonunu anlatıyoruz.
Yazan: Kuazara Bilim EkibiYayın: Güncelleme: 5 dk okuma

Bu yazıda · 8 bölüm
- yüzyılın başında Orta Asya’da bir hükümdar düşünün. Dedesi, tarihin en ünlü fatihlerinden biri. Kendisi ise kılıçtan çok gökyüzüyle ilgileniyor; geceleri yıldızların konumunu ölçüyor, matematikçilerle tartışıyor, sarayının yakınına o güne kadar yapılmış en büyük gözlem araçlarından birini inşa ettiriyor. Bu hükümdar Uluğ Bey’dir ve kurduğu Semerkant Rasathanesi, bilim tarihinin en etkileyici yapılarından biridir.
Timur’un torunu, bilimin hamisi
Uluğ Bey’in asıl adı Muhammed Taragay’dır. “Uluğ Bey”, “büyük bey” anlamına gelen bir unvandır. 1394 yılında bugünkü İran’da bulunan Sultaniye’de doğdu. Dedesi, büyük bir imparatorluk kuran Timur, babası ise Timur’dan sonra tahta geçen Şahruh’tu.
Babası, gençlik yıllarında onu, bugünkü Özbekistan’da bulunan Semerkant ve çevresinin yöneticisi yaptı. Uluğ Bey, Semerkant’ı yaklaşık kırk yıl boyunca yönetti. Bu süre boyunca şehri bir bilim ve sanat merkezine dönüştürdü. 1417-1420 yılları arasında Semerkant’ın ünlü Registan Meydanı’nda bir medrese yaptırdı. Burada astronomi ve matematik dersleri veriliyor, bölgenin dört bir yanından bilginler toplanıyordu. Uluğ Bey’in kendisinin de bu derslere katıldığı ve dersler verdiği aktarılır.
Dev bir duvar sekstantı
Uluğ Bey’in en büyük projesi, 1420’li yıllarda Semerkant yakınlarındaki bir tepeye inşa ettirdiği rasathanedir. Üç katlı, silindir biçimli bu yapının kalbinde, yere gömülü dev bir meridyen yayı bulunuyordu. Kaynaklarda “Fahri Sekstantı” olarak anılan bu aletin yarıçapının yaklaşık 40 metre olduğu tahmin edilir.
Bu kadar büyük bir alet neden gerekliydi? Bir açıyı ölçerken aletin ölçeği ne kadar büyükse, küçük açı farklarını ayırt etmek o kadar kolaylaşır. Küçük bir iletki üzerinde 1 derecelik aralık birkaç milimetredir; ama 40 metre yarıçaplı bir yayda 1 derece yaklaşık 70 santimetreye karşılık gelir. Bunu çember yayı formülüyle görebiliriz:
Bu ölçekte, bir derecenin çok küçük kesirlerini bile işaretlemek mümkündü. Teleskop henüz icat edilmemişti; bu yüzden çıplak gözle yapılan gözlemlerde hassasiyet, büyük ölçüde aletin boyutuna ve yapım kalitesine bağlıydı.
Bir bilim ekibi
Semerkant Rasathanesi tek kişilik bir proje değildi. Uluğ Bey’in çevresinde dönemin önde gelen bilginleri vardı:
- Kadızade-i Rumi: Bursa doğumlu bir matematikçi ve astronomdu. Medresede ders veren ve rasathanenin ilk çalışmalarına yön veren isimlerden biriydi.
- Gıyaseddin Cemşid el-Kaşi: Dönemin en güçlü hesaplamacılarından biriydi. Pi sayısını ondalık sistemde 16 basamak doğrulukla hesaplaması, uzun süre aşılamayan bir başarı olarak kaldı.
- Ali Kuşçu: Uluğ Bey’in öğrencisiydi ve rasathanenin sonraki dönemlerinde çalışmaları sürdürdü.
Bu ekip, yıllarca süren gözlemler ve hesaplamalarla büyük bir eser ortaya çıkardı.
Zîc-i Sultânî: Yeni bir yıldız kataloğu
Rasathanenin en önemli ürünü, Zîc-i Sultânî (ya da Zîc-i Gürgânî) adlı astronomi tablolarıdır. “Zîc”, Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini hesaplamaya yarayan tablolar ve açıklamalardan oluşan bir eser türüdür.
Bu eserin en dikkat çekici bölümü, yaklaşık 1000 yıldızın konumunu veren bir yıldız kataloğudur. Bunun neden önemli olduğunu anlamak için şunu bilmek gerekir: Yüzyıllar boyunca astronomlar, büyük ölçüde 2. yüzyılda yaşamış Batlamyus’un kataloğunu kullanmış, onun değerlerini düzelterek aktarmıştı. Uluğ Bey’in kataloğu ise yıldız konumlarını büyük ölçüde yeni gözlemlerle belirleyen nadir eserlerden biriydi. Bu yüzden pek çok tarihçi, onu Batlamyus ile 16. yüzyılın sonunda çalışan Danimarkalı astronom Tycho Brahe arasındaki dönemin en kapsamlı yıldız kataloğu olarak görür.
Zîc-i Sultânî ayrıca ayrıntılı trigonometri tabloları da içeriyordu. Bu tablolar, gökyüzündeki açıları hesaplamak için gerekli olan sinüs ve tanjant değerlerini çok yüksek doğrulukla veriyordu.
Neden bu kadar çok hesap?
Bir astronom için gözlem işin yalnızca yarısıdır. Bir yıldızın gökyüzündeki konumu, gözlemcinin bulunduğu enleme, yılın gününe ve saate göre değişir. Ölçülen açıları ortak bir koordinat sistemine çevirmek için sürekli olarak üçgenler, açılar ve oranlar kullanmak gerekir. Hesap makinesi olmayan bir dünyada bu, binlerce sayfalık elle hesap demekti.
Tablolardaki küçük bir hata, yüzlerce sonuca yayılabilirdi. Bu yüzden Semerkant ekibi temel değerleri olabildiğince doğru hesaplamaya büyük önem verdi. El-Kaşi, örneğin 1 derecenin sinüsünü çok yüksek doğrulukla bulmak için, sonucu her adımda biraz daha iyileştiren yinelemeli bir yöntem kullandı. Bugün bilgisayarların pek çok hesabı benzer biçimde, adım adım yaklaşarak yaptığını düşünürsek, bu yaklaşımın ne kadar ileri görüşlü olduğu daha iyi anlaşılır. Pi sayısını 16 ondalık basamak doğrulukla hesapladığı eserini de yaklaşık 1424 yılında, Semerkant’ta tamamladı.
Trajik son
Uluğ Bey’in bilimsel başarısı siyasi hayatına yansımadı. Babası Şahruh 1447’de öldükten sonra tahta geçti; ancak çok geçmeden taht kavgaları başladı. 1449 yılında, kendi oğlu Abdüllatif’in emriyle öldürüldü.
Ölümünden sonra rasathane bakımsız kaldı ve zamanla yıkıldı. Yüzyıllar boyunca yerini kimse tam olarak bilmiyordu. 1908 yılında Rus arkeolog Vasiliy Vyatkin, rasathanenin kalıntılarını buldu. Bugün Semerkant’ta, dev meridyen yayının yer altında kalan bölümünü hâlâ görmek mümkündür.
Efsane mi, gerçek mi? Ali Kuşçu’nun yolculuğu
Uluğ Bey’in ölümünden sonra Ali Kuşçu Semerkant’tan ayrıldı. Uzun bir yolculuğun ardından Osmanlı topraklarına geldi ve Fatih Sultan Mehmet döneminde İstanbul’a yerleşti. Ayasofya medresesinde ders verdi; matematik ve astronomi üzerine yazdığı eserler Osmanlı medreselerinde uzun süre okutuldu. Bu, Semerkant’taki bilim geleneğinin Anadolu’ya taşınmasının önemli bir örneğidir.
Bu hikâyede abartılmaması gereken bir nokta var: İnternette Uluğ Bey’in ölçtüğü değerler için çok kesin rakamlar dolaşır; örneğin yıl uzunluğunu “saniyeler mertebesinde hatayla” bulduğu söylenir. Farklı kaynaklar bu konuda farklı değerler ve farklı karşılaştırmalar verir. Kesin olan, Semerkant ekibinin döneminin en hassas ölçümlerinden bazılarını yaptığıdır; ama tek tek sayıları aktarırken temkinli olmak gerekir.
Bugüne bağlantı
Uluğ Bey’in hikâyesi, bilimin yalnızca dahi bireylerle değil, kurumlarla ilerlediğini gösterir: bir okul (medrese), bir laboratuvar (rasathane), bir ekip ve yıllarca süren sabırlı veri toplama. Bugün dev teleskoplar ve uzay gözlemevleri de aynı mantıkla çalışır: Daha büyük ve hassas aletler, daha uzun gözlemler ve uluslararası ekipler. Ay’da da Uluğ Bey’in adını taşıyan bir krater bulunur.
Özet
- Uluğ Bey (1394-1449), Timur’un torunu ve Semerkant’ın yöneticisiydi.
- 1420’lerde yaklaşık 40 metre yarıçaplı dev bir meridyen yayına sahip bir rasathane kurdurdu.
- Kadızade-i Rumi, el-Kaşi ve Ali Kuşçu gibi bilginlerle birlikte çalıştı.
- Zîc-i Sultânî, yaklaşık 1000 yıldızın yeni gözlemlerle belirlenmiş konumlarını içeren önemli bir katalogdur.
- Ali Kuşçu, Uluğ Bey’in ölümünden sonra İstanbul’a gelerek bu bilim geleneğini Osmanlı’ya taşıdı.
Sık sorulanlar
4 soruUluğ Bey kimdir?
Semerkant Rasathanesi ne zaman kuruldu?
Zîc-i Sultânî nedir?
Ali Kuşçu'nun Uluğ Bey ile ilişkisi nedir?
Kaynaklar
3 kaynak- 1.MacTutor History of Mathematics — Ulugh Beg (yeni sekmede açılır)mathshistory.st-andrews.ac.uk
- 2.Encyclopaedia Britannica — Ulūgh Beg
- 3.MacTutor History of Mathematics — Ghiyath al-Din Jamshid Mas'ud al-Kashi (yeni sekmede açılır)mathshistory.st-andrews.ac.uk
- #uluğ bey
- #semerkant
- #rasathane
- #astronomi tarihi
- #ali kuşçu
