Ezberlemek yerine anlamak: aralıklı tekrar ve geri çağırma pratiği
Konuyu defalarca okumak öğrendiğimizi hissettirir, ama kalıcı öğrenmenin yolu başka. Bilişsel bilimin en sağlam bulgularından ikisini, test etkisini ve aralıklı tekrarı, günlük çalışmaya nasıl uygulayacağınızla birlikte anlatıyoruz.
Yazan: Kuazara Bilim EkibiYayın: Güncelleme: 7 dk okuma

Fotoğraf: Kyle Glenn / Unsplash
Bu yazıda · 7 bölüm
- Tanıdıklık bir tuzaktır
- Geri çağırma pratiği: test etmek öğretir
- Klasik bir deney
- Neden işe yarıyor?
- Aralıklı tekrar: zamana yaymak
- Aralık ne kadar olmalı?
- Ezber mi, anlama mı?
- Karıştırarak çalışmak
- Bu yöntemleri uygularken sık yapılan hatalar
- Uygulamaya dökelim: bir haftalık örnek plan
- Kartlarla çalışmak
- Öğretmenler ve veliler için notlar
Sınavdan önceki akşam notlarınızı üçüncü kez okuduğunuzu düşünün. Sayfalar artık tanıdık gelir, cümleleri neredeyse önceden tahmin edebilirsiniz ve içinizde “Bunu biliyorum” duygusu oluşur. Ertesi gün sınav kâğıdına baktığınızda ise o tanıdık bilgilerin bir kısmının yerinde olmadığını fark edersiniz. Bu deneyim neredeyse herkesin başına gelmiştir ve tesadüf değildir. Bilişsel psikoloji araştırmaları, öğrenme hissi ile gerçek öğrenme arasında çoğu zaman bir uçurum olduğunu gösterir. Bu yazıda bu uçurumu kapatmaya yardımcı olan, araştırmalarla en iyi desteklenen iki yöntemi ele alıyoruz: geri çağırma pratiği ve aralıklı tekrar. Yazı öğrenciler kadar veliler ve öğretmenler için de yazıldı.
Tanıdıklık bir tuzaktır
Bir metni tekrar tekrar okumak, onu tanımayı kolaylaştırır. Ama sınavda ve hayatta çoğu zaman bilgiyi tanımamız değil, hatırlamamız ve kullanmamız gerekir. Tanıma ile hatırlama farklı süreçlerdir. Bir arkadaşınızın yüzünü kalabalıkta hemen tanıyabilirsiniz, ama aynı yüzü bir kâğıda çizmeniz istendiğinde zorlanırsınız.
Araştırmacılar bu duruma akıcılık yanılsaması der: Bilgi kolay işlendiği için iyi öğrenildiğini sanırız. Tekrar okuma ve renkli kalemle altını çizme gibi yöntemlerin bu kadar yaygın olmasının bir nedeni de budur. Bu yöntemler kolaydır ve iyi hissettirir. Ancak 2013 yılında John Dunlosky ve arkadaşlarının yayımladığı kapsamlı bir derleme, yaygın on öğrenme tekniğini yüzlerce çalışmanın ışığında değerlendirdi ve tekrar okuma ile altını çizmeyi düşük yararlı teknikler arasında saydı. Aynı derlemede en yüksek yarar düzeyine yerleştirilen iki teknik ise kendini test etme ve aralıklı çalışma oldu.
Bu sonuç, tekrar okumanın tamamen işe yaramadığı anlamına gelmez. Ama aynı süreyi başka bir biçimde kullandığınızda çok daha kalıcı sonuçlar elde etmenin mümkün olduğunu gösterir.
Geri çağırma pratiği: test etmek öğretir
Çoğumuz sınavları yalnızca ölçme aracı olarak düşünürüz: Öğrenme bir yerde gerçekleşir, sınav da ne kadar öğrendiğimizi ölçer. Oysa araştırmalar, bilgiyi hafızadan çıkarmaya çalışmanın kendisinin de güçlü bir öğrenme etkinliği olduğunu gösterir. Bu bulguya test etkisi, bilgiyi bilinçli olarak hafızadan çağırmaya dayanan çalışma biçimine de geri çağırma pratiği denir.
Klasik bir deney
Henry Roediger ve Jeffrey Karpicke’nin 2006’da yayımladığı ve sıkça anılan çalışmada üniversite öğrencileri kısa bilimsel metinler çalıştı. Bir grup metni tekrar tekrar okudu; diğer grup ise metni okuduktan sonra kitabı kapatıp hatırladıklarını yazmaya çalıştı. Birkaç dakika sonra yapılan testte tekrar okuyan grup biraz daha iyiydi. Ama birkaç gün ve bir hafta sonra yapılan testlerde tablo tersine döndü: Hatırlamaya çalışan grup belirgin biçimde daha fazlasını aklında tutmuştu.
Bu çalışmanın belki de en düşündürücü yanı, öğrencilerin kendi tahminleriydi. Tekrar okuyan öğrenciler, daha fazlasını hatırlayacaklarını düşünme eğilimindeydi. Yani hangi yöntemin işe yaradığına dair sezgimiz, gerçek sonuçla çelişebiliyor.
Neden işe yarıyor?
Bilgiyi hafızadan çağırmak, ona giden yolu güçlendirir. Her başarılı hatırlama, bir sonraki hatırlamayı kolaylaştırır. Ayrıca kendinizi test ettiğinizde neyi bilip neyi bilmediğinizi açıkça görürsünüz; bu da çalışmanızı gerçekten eksik olan yerlere yönlendirir. Robert Bjork’un istenen zorluklar olarak adlandırdığı fikir de bununla ilgilidir: Çalışma sırasında biraz zorlanmak, öğrenmeyi yavaşlatıyormuş gibi görünse de uzun vadede kalıcılığı artırabilir.
Aralıklı tekrar: zamana yaymak
İkinci güçlü bulgu aralık etkisidir. Aynı toplam çalışma süresi, tek bir oturuma sıkıştırılmak yerine zamana yayıldığında, bilgi çok daha uzun süre akılda kalır. Bu etki ilk olarak 19. yüzyılın sonlarında Alman psikolog Hermann Ebbinghaus’un kendi üzerinde yaptığı hafıza deneylerinde gözlemlendi ve o günden bu yana sayısız çalışmada, farklı yaş gruplarında ve farklı konularda tekrarlandı. Nicholas Cepeda ve arkadaşlarının 2006’da yayımladığı büyük bir derleme, yüzlerce deneyi birlikte değerlendirerek aralıklı çalışmanın yığılmış çalışmaya göre tutarlı biçimde daha iyi sonuç verdiğini gösterdi.
Ebbinghaus’un unutma eğrisi olarak bilinen gözlemi, yeni öğrenilen bilginin özellikle ilk günlerde hızla unutulduğunu, sonra unutmanın yavaşladığını gösterir. Aralıklı tekrar, bu eğriye karşı stratejik bir hamledir: Bilgiyi tam unutmak üzereyken tekrar çağırdığınızda, hatırlama hem biraz zorlanarak gerçekleşir hem de bilgi bir sonraki unutmaya karşı daha dirençli hâle gelir.
Aralık ne kadar olmalı?
Araştırmalardan çıkan genel ilke şudur: Bilgiyi ne kadar uzun süre hatırlamak istiyorsanız, tekrarlar arasındaki aralık da o kadar uzun olabilir. Ertesi haftaki bir sınav için tekrarları birkaç güne yaymak yeterli olabilirken, bir yıl sonra da hatırlamak istediğiniz bir konu için aralıklar haftalara ve aylara uzayabilir. Tek bir sihirli aralık yoktur; ama “her şeyi son geceye bırakmak” neredeyse her koşulda en kötü seçenektir.
Pratik bir yaklaşım, genişleyen aralıklar kullanmaktır: Yeni bir konuyu öğrendikten sonra ertesi gün, birkaç gün sonra, bir hafta sonra ve birkaç hafta sonra kendinizi test edin. Hatırlamakta zorlandığınız bilgiler için aralığı kısaltın, kolayca hatırladıklarınız için uzatın.
Ezber mi, anlama mı?
Burada önemli bir yanlış anlamayı düzeltelim. “Geri çağırma” ve “tekrar” kelimeleri, kulağa ezberciliği çağrıştırabilir. Oysa bu yöntemler yalnızca tanım ve formül hatırlamakla sınırlı değildir.
Geri çağırma, “Bu formül nedir?” sorusu kadar “Bu formül neden böyle?”, “Bunu başka bir örnekle açıklayabilir miyim?” ve “Bu kavram, geçen hafta öğrendiğim kavramla nasıl ilişkili?” sorularıyla da yapılabilir. Karpicke ve Blunt’un 2011’de yayımladığı bir çalışmada, geri çağırma pratiği yapan öğrenciler, kavram haritası çıkararak çalışan öğrencilere göre yalnızca metindeki bilgileri hatırlamakta değil, çıkarım gerektiren sorularda da daha başarılı oldu.
Dolayısıyla doğru soru “ezber mi, anlama mı?” değil, “anladığımı hafızadan çağırarak mı pekiştiriyorum, yoksa yalnızca tekrar mı okuyorum?” sorusudur. Bir kavramı gerçekten anladığınızda onu hatırlamak kolaylaşır; düzenli olarak hatırladığınızda da onu daha derinden anlamaya başlarsınız. İkisi birbirinin rakibi değil, ortağıdır.
Karıştırarak çalışmak
Dunlosky ve arkadaşlarının derlemesinde orta düzeyde yararlı bulunan karışık çalışma da burada anılmaya değer. Matematikte aynı türden on problemi art arda çözmek yerine farklı türleri karıştırmak, öğrencinin her problemde “Bu hangi yöntemi gerektiriyor?” diye düşünmesini sağlar. Bu, sınavlarda ve gerçek hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz beceridir.
Bu yöntemleri uygularken sık yapılan hatalar
İyi bir yöntem bile yanlış uygulandığında beklenen sonucu vermeyebilir. Öğrencilerin sık düştüğü birkaç tuzak şunlardır:
- Cevaba hemen bakmak: Kendini test ederken birkaç saniye zorlanınca cevabı açmak, geri çağırmanın asıl yararını ortadan kaldırır. Önce gerçekten hatırlamaya çalışın, sonra kontrol edin.
- Geri bildirimi atlamak: Kendinizi test edip doğru cevabı hiç kontrol etmemek, yanlış bir bilginin pekişmesine yol açabilir. Her denemeden sonra cevabınızı kaynakla karşılaştırın.
- Yalnızca kolay soruları seçmek: Bildiğiniz soruları tekrar tekrar cevaplamak iyi hissettirir, ama asıl kazanç zorlandığınız sorulardadır.
- Aralığı çok erken kapatmak: Bir bilgiyi bir kez doğru hatırlamak, onu kalıcı olarak öğrendiğiniz anlamına gelmez. Birkaç gün sonra yeniden deneyin.
- Tekrarı yalnızca sınav öncesine sıkıştırmak: Aralıklı tekrarın yararı, tekrarların gerçekten zamana yayılmasından gelir. Son iki güne sıkıştırılmış beş tekrar, aynı etkiyi yaratmaz.
Bu hatalardan kaçınmak için çalışmaya başlamadan önce kısa bir plan yapmak ve takvimde tekrar günlerini işaretlemek basit ama etkili bir yoldur.
Uygulamaya dökelim: bir haftalık örnek plan
Diyelim ki bir öğrenci pazartesi günü fotosentez konusunu öğrendi. Aralıklı tekrar ve geri çağırmayı birleştiren basit bir plan şöyle olabilir:
- Pazartesi (ilk öğrenme): Konuyu dikkatle çalış. Bitirdiğinde kitabı kapat ve hatırladığın her şeyi boş bir kâğıda yaz ya da şemasını çiz. Sonra kitapla karşılaştır ve eksiklerini işaretle.
- Salı (1 gün sonra): Kitaba bakmadan kendine üç soru sor: “Fotosentez için ne gerekir? Ne üretilir? Bitki için neden önemlidir?” Cevapladıktan sonra kontrol et.
- Perşembe (3 gün sonra): Konuyu bir arkadaşına ya da aile üyesine anlatmaya çalış. Takıldığın noktalar, yeniden bakman gereken yerlerdir.
- Gelecek pazartesi (1 hafta sonra): Konuyla ilgili birkaç alıştırma sorusunu, aynı anda başka konulardan sorularla karışık çöz.
- Birkaç hafta sonra: Kısa bir genel tekrar testi yap.
Bu planın toplam süresi, tek bir uzun oturumdan çok daha fazla değildir. Fark, sürenin nasıl dağıtıldığında ve her tekrarın “okuma” yerine “hatırlama” ile yapılmasındadır.
Kartlarla çalışmak
Bilgi kartları, geri çağırma ve aralıklı tekrarı birleştirmenin klasik yoludur. Kartın bir yüzüne soru, diğer yüzüne cevap yazılır. 1970’lerde Sebastian Leitner’in önerdiği sistemde kartlar birkaç kutuya ayrılır: Doğru bilinen kart bir sonraki, daha seyrek tekrar edilen kutuya geçer; yanlış bilinen kart ise ilk kutuya döner. Böylece zorlandığınız bilgiler daha sık, iyi bildikleriniz daha seyrek karşınıza çıkar. Kartlara yalnızca tanımlar değil, “neden” ve “nasıl” soruları da yazmak, yöntemi ezberden anlamaya taşır.
Öğretmenler ve veliler için notlar
- Düşük riskli testler: Not kaygısı yaratmayan kısa sınıf içi sorular ve ders başı hatırlama etkinlikleri, test etkisinden yararlanmanın kolay yoludur. Amaç not vermek değil, hatırlatmaktır.
- Önceki konulara geri dönmek: Yeni ünitelerde eski konulardan birkaç soru sormak, aralıklı tekrarı doğal olarak müfredata yerleştirir.
- Hataları normalleştirmek: Geri çağırma sırasında hatırlayamamak başarısızlık değil, sürecin bir parçasıdır. Hatanın ardından doğru cevabı görmek, öğrenmeyi güçlendirir.
- Son gece çalışmasına alternatif sunmak: Çocuğunuzla birlikte sınav öncesindeki iki haftaya yayılmış kısa tekrar oturumları planlamak, son gece yapılan uzun çalışmadan çoğu zaman daha verimlidir.
Bu ilkeler Kuazara’nın tasarımının da temelinde yer alır: “Ezberleme. Kavra.” derken bilgiyi tekrar okumak yerine kullanmayı, sorgulamayı ve zamanla yeniden hatırlamayı kastediyoruz. Daha fazlası için öğrenme bilimi yazılarımıza ve konular sayfamıza göz atabilirsiniz. Kuazara’daki etkileşimli derslerde her konunun sonunda kısa geri çağırma soruları bulacak, öğrendiklerinizi deneyerek ve hatırlayarak pekiştirebileceksiniz.
Sık sorulanlar
4 soruTest etkisi nedir?
Aralıklı tekrar nasıl yapılır?
Tekrar okumak tamamen işe yaramaz mı?
Geri çağırma pratiği ezbercilik değil mi?
Kaynaklar
4 kaynak- 1.Dunlosky, J. ve ark. (2013) — Improving Students' Learning With Effective Learning Techniques: Promising Directions From Cognitive and Educational Psychology, Psychological Science in the Public Interest, 14(1)
- 2.Roediger, H. L., Karpicke, J. D. (2006) — Test-Enhanced Learning: Taking Memory Tests Improves Long-Term Retention, Psychological Science, 17(3)
- 3.Cepeda, N. J. ve ark. (2006) — Distributed Practice in Verbal Recall Tasks: A Review and Quantitative Synthesis, Psychological Bulletin, 132(3)
- 4.Karpicke, J. D., Blunt, J. R. (2011) — Retrieval Practice Produces More Learning than Elaborative Studying with Concept Mapping, Science, 331(6018)
- #aralıklı tekrar
- #geri çağırma
- #test etkisi
- #verimli ders çalışma
- #öğrenme bilimi


